NESLİME ALTIN İKTİDAR ÖNERİLERİLERİ (*)

Neredeyse hiçbirimiz kitaplarla dolu odalarda büyümemiştik. Ayı zor getiren ailelerimizin bin bir zahmetle yetiştirdiği çocuklardık. Üzerlerimizden sefalet geçmişti, endişe ve korku; asker korkusu, polis korkusu, aşağılanma, küçümsenme, hiçe sayılma, itilip kakılma… Sanırım çoğumuz daha yolun başında kilitlemişti kaderini başarının güvenli çelik kapılarına. Yine de şanslı çocuklardık, yetiştiğimiz mahallelerden, bize daha doğarken dikilmiş kıyafetlerden, hakkımızda kurulmuş hayallerden, koşar adım kaçabilmiştik. Konservatuvarın daracık odalarında yeniden kurguluyorduk yazgımızı, hayatlarımızı.

Dünyayı dönüştürüp değiştirebileceğimize, inancımız tamdı. Kim bilir belki nesiller boyu uğradığımız haksızlıkların öcünü almaktı kanımızı tutuşturan. Saygın, savaşçı, alnı açık sanatçılar olacaktık.

Girmeye can attığımız dünyanın daha ilk basamaklarında feryat figan haykırır olmuştuk, bayağılığı, ikiyüzlülüğü, değersizliği. Yerinden kımıldamaz derebeyleriyle sarılmıştı dört yanımız; bin türlü çıkar ilişkisi ve göbekten bağlarla sarmalanmış, sanatı ve hayatı kendi konfor ve iktidarlarıyla tanımlamaya çalışan, yeni bir söz söylemeyen, çıkan aykırı sesleri susturan, sanata saygısız, insana saygısız… Değil savaş açmak, kendimizi korumak bile ne kadar zordu. Bulanmadan, korkmadan.

Yıllar geçti -21 yıl diyordu Can- pek çok başarıya imza attık, türlü zaferlerimiz oldu, yenilgilerimiz… Bir sürü kumdan kaleyi feth eyledik, bazılarımızı kaybettik, kalp krizi geçirdi bazılarımız, evlendik, çocuklar falan… Bir de baktık ki bir nesil bırakmışız arkamızda, “iktidar, iktidar” diye söylene söylene bir de baktık söylediğimiz de eylediğimiz de kendimiz olmuşuz. O basamakları devr eylemiş en az bizler kadar savaşçı, bizler kadar yetenekli, bizler kadar rahatsız birileri.

Ama ne gam, biz daha akıllı ve bilgiliyiz. Kuşağıma iktidar(*) kurma ve iktidarda kalma püf noktalarını sunarım. Bu altın öneriler her coğrafyada ve iklimde işe yarar, epeyce tecrübe edilmiştir.

* Efendilerinizi asla gölgede bırakmayın
* Arkadaşlarınıza asla fazla güvenmeyin, düşmanlarınızı kullanmayı öğrenin.
* Niyetinizi gizleyin.
* Her zaman gerekenden azını söyleyin.
* Şöhretinizi canınız pahasına koruyun.
* Dikkat çekin.
* İşleri başkalarına yaptırın, övgüleri siz toplayın.
* İnsanların size gelmelerini sağlayın, gerekirse yem kullanın.
* Mutsuz ve şanssız olanlardan kaçın.
* İnsanları kendinize bağımlı kılmayı öğrenin.
* Kurbanlarınızı savunmasız bırakmak için seçici dürüstlük ve cömertliği kullanın.
* Yardım istediğinizde insanların çıkarlarına hitap edin.
* Dost görünüp, casus gibi çalışın.
* Düşmanlarınızı tamamen ezin.
* Saygı ve şerefinizi artırmak için yoksulluğu kullanın.
* Kestirilmezlik havası yaratıp çevrenize korku salın.
* Korunmak için kaleler yapmayın, toplumdan ayrılmak tehlikelidir.
* Kiminle dans ettiğinizi iyi bilin.
* Kimseye bağlanmayın.
* Enayi avlamak için enayi rolü yapın.
* Teslim olma taktiği kullanın.
* Güçlerinizi yoğunlaştırın.
* Mükemmel saray mensubunu oynayın.
* Kendinizi yeniden yaratın.
* Ellerinizi kirletmeyin.
* Kendinize takipçiler yaratmak için insanların inanma ihtiyacını kullanın.
* Cesaretle eyleme geçin.
* Her şeyi sonuna kadar planlayın.
* Başarılarınızı fazla çaba harcanmamış gibi gösterin.
* Seçeneklerinizi kontrol edin.
* İnsanların hayalleriyle oynayın.
* Herkesin zayıf yönlerini keşfedin.
* Kral muamelesi görmek için kralmış gibi davranın.
* Zamanlama sanatında uzmanlaşın.
* Sahip olamadıklarınızı küçümseyin.
* İlgi uyandıran görünümler yaratın.
* İstediğiniz gibi düşünün, başkaları gibi davranın.
* Balık yakalamak için suları karıştırın.
* Bedava yemeğe değer vermeyin.
* Büyük adamın ayakkabılarını giymekten kaçının.
* Çobanı vurun, koyunları dağılacaktır.
* Kalpler ve zihinler üzerinde çalışın.
* Ayna etkisiyle ellerini kollarını bağlayıp çileden çıkarın.
* Değişimin gerekli olduğunu öğütleyin ama ani ve büyük değişikliklerden kaçının.
* Asla mükemmel görünmeyin.
* Amaçladığınız hedefi aşmayın, zafere ulaştığınızda ne zaman duracağınızı bilin.
* Şekilsizliğe bürünün.

(Robert Greene- Joost Elffers)

(*)
İKTİDAR: Tüm tarihin etrafında döndüğü ana öbeklerden biri. İktidardakiler ve iktidarda olmayanların savaşımı mikro düzeyden makro düzeye bir geçişkenlikler ağıdır. Gündelik hayatın tüm yönlerinden siyasal sisteme, akademik ortamdan işyeri disiplinine, kadın erkek ilişkilerinden arkadaş ilişkilerine, cinsel münasebetler ve aşka dair söylemlerden siyasal söylemlere kadar her alanda görülen dinamik bir süreçtir. Erk odakları – ki betimlemekle bitmez – arasındaki akışkan hareket nihai olarak total bir iktidar bloğu olarak tekil bireyler tarafından algılanır. Lakin kaynağını aradığınız yerde size nanik yapıp, aramadığınız ve hiç ummadığınız yerde (mesela kendi davranışlarınızda) yeniden karşınıza çıkar. İktidar daima kendisini meşrulaştıran ve kendi hakikatini kuran bir söylemle birlikte vardır.
(Bkz:FOUCAULT)

(*) Bu yazı Şehir Tiyatroları Mail Gurubu’na gönderilmek için kaleme alınmıştır.

Sonraki Sayfa →