KENAN EVREN’ E BERAAT

Kenan Evren üniversite öğrencileriyle 12 Eylül’ ü konuşuyor:
( * ) Abbas Güçlü’nün Genç Bakış programının geçen haftaki konuğu Kenan Evren’di. 12 Eylül’ün 26. yılında Muğla Üniversitesi salonunu dolduran gençler Kenan Evren’i terletemediler. Evren o kadar rahattı ki, bana niye işkenceleri sormuyorsunuz diyerek şefkatli bir çıkış yaptı. Evren, memnundu karşısında gördüğü gençlerin aklıbaşında ve sakin halinden. Torunlarına kahramanlık hikâyeleri anlatan bir dede edasıyla anlattı bir bir. Konuşması alkışlarla bölündü sık sık.(…)
Kenan Evren programın demokratik ortamından hoşnuttu. Sorulan soruları paşanın zorunlu yaveri haline gelmiş olan Abbas Güçlü kendisine yüksek sesle iletiyordu. Hâlbuki eskiden öyle miymiş? Konsey üyesi arkadaşlarıyla darbe yapmadan önce kardeş kardeşi vuruyor, üniversitelerde böyle sohbet etmek imkânı bulunamıyormuş. Anarşi ve terör, bilhassa aşırı sağ ve sol uçlara meyletmiş siyasiler nedeniyle günden güne artıyor, milletvekili ve senatörler Evren paşadan duruma el koymasını istiyorlarmış! Evren paşa çok zorlanmış bu isteklerden. Hani neredeyse istemeye istemeye yönetime el konulmuş. Gerçi şartlar icabettirirse bugün de aynı şeyi yapmaktan geri durmazmış ama onun gönlü demokrasiden yanaymış. Askeri darbe anti-demokratik bir uygulamaymış. Mecbur bırakılmış. İstiyor ki siyasiler işini iyi yapsın ve kendilerine ekstra iş çıkarmasınlar. İşkence, idam, gözaltı… Efendim geçiniz bunları. 12 Eylül’den önce cezaevlerinde devrimciler gardiyanlara çok çektirmişler. 12 Eylül gelince de gardiyanlar solculardan intikam almış. Ama kendisi bunlara karşıymış. Kaç kere emir vermiş, yapmayın etmeyin demiş. Hatta bir astsubay ceza bile almış. İdamların kararını o değil yargı vermiş. Ülkenin içinde bulunduğu bütün anti-demokratik şartlarda bile yargının işine karışmak istememiş ve önüne gelen dosyaları imzalayıvermiş.
İstanbul’da 78’liler Girişimi üyeleri suç duyurusunda bulundu. Ankara 78’liler Dayanışma ve Araştırma Derneği üyeleri, Evren hakkında ‘Darbeyi ve darbecileri övdüğü’ gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na; Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi de, aynı gerekçeyle Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Soruşturmayı yürüten Başsavcı Yurtseven, Kenan Evren’in suçu olmadığı yönünde sonuca vardıklarını belirtti. Yurtseven, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklaması darbeyi övücü nitelikte değil. Sonuçta programda kendisi üzüntü duyduğunu da beyan etti.” dedi.
Sayın Kenan Evren bu gün olsa yine aynı darbeyi yaparmış. Yani el verse “asmayalım da besleyelim mi” dediği onlarca kişinin idam kararını yine imzalayacak. 26 yıldır gerçekleştirdiği darbeden ve sonuçlarından övgüyle söz ediyor Evren, üstelik tıpkı o televizyon programında olduğu gibi, cuntanın doğal sonucu olarak apolitikleşmiş bir kuşağın alkışlarını da alarak.
Belleklerimizi şöyle bir yoklayalım;
İşte bu trajedinin kısa bilançosu ( ** ):
2- 650 bin gözaltı, 1 milyon 683 bin ‘fişleme’ vak’ası,
3- 30 bin ’sakıncalı’ şahsın işinden atılması,
4- 388 bin vatandaşa pasaport verilmemesi,
5- 14 bin kişinin vatandaşlıkdan atılarak zorla Batı Avrupa’da muhtelif yönlere mensub azılı birer Türkiye düşmanı ve ‘propagandisti’ haline sokulması,
6- 30 bin kişinin bizzat Batı Avrupa’ya kaçıp ’siyasi sığınmacı’ sıfatıyla bu 14 bin kişiye katılması,
7- 300 kişinin ‘kuşkulu’ ölümü ve bunlardan 171′inin ‘kanıtlı’ olarak ‘işkence sonucu’ öldüğünün tesbiti,
8- 937 filmin ’sakıncalı’ bulunarak yasaklanması,
9- 23 bin 667 derneğin ’sakıncalı’ bulunarak yasaklanması,
10- Gazetecilere toplam olarak 3 bin 315 sene altı ay hapis cezası verilmesi,
11- Sadece İstanbul gazetelerine toplam 300 gün yayın yasağı konulması,
12- 13 İstanbul gazetesi aleyhine toplam 303 dava açılması,
13- 300 gazetecinin beden” taarruza uğraması,
14- Üç gazetecinin bu taarruzlar sonucu hayatını kaybetmesi,
15- ‘Sakıncalı’ görülen toplam 49 ton gazete, dergi ve kitabın yakılarak imhası… (Alıntı Yağmur Atsız)

16- Ogün Alkan; Darbe sırasında 16 yaşındaydı, darbeden 8 ay sonra “bildiri dağıtmak” suçundan gözaltına alındı, kendisinden bir aya yakın haber alınamadı. Hasdal Askeri Tutukevi’nden çıkarıldıktan sonra gözaltında yaşadıklarına dair tek kelime etmedi, darbeyi izleyen üç yıl boyunca her 1 Mayıs haftası evinden alınarak birer haftalık periyotlar halinde nezarethanelerde tutuldu. Birkaç yıl sonra “delil yetersizliğinden” hakkındaki dava sona erdi. Darbeden 3 yıl sonra kendisine paranoya teşhisi konuldu. Motorsikleti çalındığında karakola gidip Polis’e suç duyurusu yapamayacak kadar ağır bir korku yaşıyordu. 2002 yılında intihar etti. Cesedi Üsküdar Sahilinde bulundu.
’Nema’ sahibleri ( ** )
TABİİ ki ‘12 Eylül Hailesi’nin bütün Türk vatandaşlarına ‘zarar’ verdiği iddia edilemez. ‘Dengeli haber’i prensip ittihaz etmiş bir meslek mensubu olarak bu hadiseden ‘yarar’ sağlayanların da son derece kısa ve yalnızca en kalburüstü pozisyonda bulunanlarını zikretmeyi vazife addediyorum:
Org. Kenan Evren (Cumhurbaşkanı, halen Ressam)
Org. Turgut Sunalp (Netaş ve Garanti Bankası Yön. K. Üyesi)
Org. Semih Sancar (Akbank Yön. K. Üyesi)
Org. Adnan Ersöz (İş Bankası Yön. K. Üyesi)
Org. Faik Türün (Umum” Mağazalar Yön. K. Üyesi)
Org. Süreyya Yüksel (Yaşar Holding Danışmanı)
Org. İbrahim Şenocak (Etibank Yön. K. Bşk.)
Org. İsmail Hakkı Akansel (PETKİM Danışma Kurulu Üyesi)
Org. Vecihi Akın (Aksigorta Yön. K. Üyesi)
Oramiral Bülent Ulusu (AKSA Yön. K. Üyesi)
Ve dahası… “
( * ) : Alıntı Özgür Kalafat
( ** ) : Alıntı Yağmur Atsız