Troia’yı ve Ödülleri Beklerken/ Vecdi sayar
Tarih : Nisan 12, 2008
Kategori : Eleştiriler ve Görüşler, Keşanlı Ali Destanı
Toplumsal gerilimin giderek tırmandığı bir ortamda, sanat bir kurtarıcı gibi imdadımıza yetişiyor; konser salonlarında, tiyatrolarda, sinema salonlarında hayata inancımızı tazeliyoruz. Ankara’da Müzik Festivali, İstanbul’da Film Festivali başlıyor bugün. Hafta içinde de, görkemli bir gösteri İstanbullulara merhaba diyecek: Mustafa Erdoğan ‘ın yıllardır hazırlandığı " Troia " ya da ‘ 3000 yıllık mistik bir düşün yeniden hayat bulması ‘…
Mustafa Erdoğan, bu gösteri ile " Anadolu Ateşi "ni aşan bir başarıya imza atıyor. Bu kez yalnızca koreograf olarak değil, yazar ve yönetmen olarak da övgüyü hak ediyor Erdoğan. Dansçılar, tek kelime ile mükemmel. Behçet Malikler ‘in dekor tasarımı ve Serdar Başbuğ ‘un kostüm tasarımı da, yapıtın estetik bütünlüğüne ciddi katkı sağlıyor. " Troia "yı izlemek için Türkiye’nin dört bir yanındaki sanatseverlerin İstanbul’a gelmeleri gerekecek. Çünkü, turne yapması neredeyse olanaksız bir prodüksiyon bu. Hiç kuşkusuz, yıllarca sahnede kalacak ve 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’u ziyaret edecek yabancılara en güzel armağanlardan biri olacak.
Yerelden evrensele köprüler kuran sanat ürünlerinin, ülkemizi dünyaya tanıtan en etkili araç olduğunu söyler dururuz. " Troia " gibi, bu coğrafyanın tarihini ve zengin kültürünü yansıtan görkemli bir prodüksiyon bu bağlamda önemli bir işlev üstleniyor. Uluslararası platformlarda başarı kazanan yazarlarımızın, yönetmenlerimizin, müzisyenlerimizin yanında artık koreograflarımızın da yer alacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Son zamanlarda büyük bir keyifle izlediğim bir başka yapıt, koreografisini Beyhan Murphy ‘nin yaptığı "Hüsn ü Aşk’a Dair" , kendi kültürümüzden kaynaklanan, evrensel sanatın olanaklarından ustaca yararlanan bir bale. Tıpkı, Selman Ada ‘nın " Ali Baba ve 40 Haramiler " operası gibi. Bu iki yapıtı sahneleyen İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ni ve sanatçılarını kutluyorum.
****
Keyifle, gururla izlediğim sahne yapıtlarından biri de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği, ulusal tiyatromuzun başyapıtlarından Haldun Taner ‘in " Keşanlı Ali Destanı ". İki yıldır kapalı gişe devam eden bu müzikali nihayet geçen hafta sonu, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ndeki son oyunda izleyebildim. En güzel anılarını bu sahnede yaşamış oyuncular gözyaşları içinde tiyatrolarına veda ediyorlardı. Bir yıl sonra, aynı yerde, daha donanımlı bir salonda yeniden başlamak umudunu koruyarak. Hikmet Körmükçü , Engin Alkan , Meriç Benlioğlu , Münir Kutluğ , Rozet Hubeş , Serdar Orçin gibi isimlerin öne çıktığı kadroyu Yücel Erten coşkulu ve doğru bir yorumla yönetmişti. Şehir Tiyatroları, " Ölümsüz Öykü ", " Bayazıt ", " Titanik Orkestrası ", " Saygılı Yosma " gibi güzel oyunlar içeren repertuvarına bir yenisini ekledi geçen hafta: " Tekrar Çal Sam ". Ragıp Yavuz ‘un rejisi ve Sevtap Çapan , Arda Aydın , Sezai Aydın , Sevinç Erbulak gibi usta oyuncuların performansları ile Woody Allen ‘in esprisini yakalayan keyifli bir seyirlik.
****
Tiyatro dünyamız, bu ay içinde sonuçlanacak iki önemli ödülün - Sadri Alışık ve Afife Ödülleri- aday listelerinin açıklanması ile çalkalandı geçen günlerde. Listelerde, hemfikir olduğumuz pek çok isim ve yapıt yer alıyor, ama ciddi eksikler de var sanki. Geçen yıl " Keşanlı"daki çalışması ödüllendirilmeyen Yücel Erten’in yazgısı bu yıl da değişmiyor. Ne Erten’in, ne de bu mevsim İstanbul Devlet Tiyatroları’nda sahnelediği, Çek yazar Oldrich Danek ‘in " Savaş İkinci Perdede Çıkacak "ın adı aday listelerinde yer alıyor. ( Lyons Ödülleri’nde En İyi Yapım seçilmesini saymazsak ). Oysa, hiç kuşkusuz bu mevsimin en iyi oyunlarından biri. Hakan Meriçliler, Alpay İzbırak , Şenay Gürler gibi usta oyuncuların, Çiğdem Erken gibi başarılı bir bestecinin katkıları Erten’in güçlü yorumunu destekliyor ( Müzik dalındaki adaylar arasında Çiğdem Erken’in adının yer almaması, listelerin bir başka eksiği bence ).
Afife ve Sadri Alışık Ödülleri aday listelerinde, ‘En İyi Yapım’ dalında İBŞT’nin "Bayazıt" ( yön: Başar Sabuncu ), Tiyatro Pera’nın "Venedik Taciri" ( yön: Nesrin Kazankaya ) ve Dostlar Tiyatrosu’nun " Sivas’93 " ( yön: Genco Erkal ); ‘ En İyi Yönetmen ‘ dalında Mehmet Ergen ( "Şeylerin Şekli" - Akbank Yeni Kuşak Tiyatro ), Arif Akkaya ( "Bana Bir Picasso Gerek" - Duru Tiyatro ) ve oyunculuk dallarındaki tüm adaylara katılmamak elde değil ( iki ödülün aday listeleri birbirini tamamlıyor sanki ); gene de bazı isimleri gözlerimizin aradığını söylemeliyim. " 39 Basamak "ın yönetmeni Mehmet Birkiye , " Dalga "nın yönetmeni Şakir Gürzumar , " Ben Anadolu "nun unutulmaz Yıldız Kenter ‘i ilk aklıma gelenler… İki Ödül jürisinin de, En İyi Yapım ve Yönetmen dallarında aday gösterdiği Tiyatro Dot’un " Kürkü Merkür "ünü ( yön: Murat Daltaban ) henüz izleyemedim ne yazık ki…
Son olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel tiyatro desteklerinin nihayet hayata geçirilmiş olmasından ve listede Semaver Kumpanya, Tiyatro Oyunevi, Tiyatro Pera, Duru Tiyatro gibi eski yılların ‘cezalı’ tiyatrolarının yer almasından duyduğum mutluluğu belirtmek isterim.
VECDİ SAYAR